Yaratıcılık

Yaratıcılık ve yaratıcılığın geliştirilmesinde etkili olan başlıca faktörler

“İnsanlara birşeyin nasıl yapılması gerektiğini söylemeyin. Yapılmasını istediğiniz şeyin ne olduğunu söyleyin ve yaratıcılıkları ile sizi nasıl hayran bırakacaklarını görün.”

General George S. Patton

Çocukta yaratıcılığı, öğrenme zevkini geliştirecek süreçleri zaman kaybı olarak görmek, eğitim hedeflerini yeterince iyi tanımlamamaktan kaynaklanır. Çocukların deneyerek, yaşayarak öğrenme zevk ve haklarını ellerinden alırsak, belki zamandan kazanmış gibi görünürüz ancak insandan kaybetmiş oluruz. Çocuklar özgür düşünme ve problem çözme gibi becerilerini tek başlarına geliştiremezler. Bu ancak yaratıcı eğitim programları ve öğretim etkinlikleri ile gerçekleşir.

Çocuklar araştırma ve bulma zevkini mutlaka tatmalıdırlar. Yaratıcılık herkeste vardır. Çocuğun düşünmesini ve yaratıcılığını gerekli kılan senaryo dediğimiz etkinliklerle, öğrenci strese girmeden, hatta fark etmeden öğrenme sürecine dahil olur.

Eğitimde başarısızlığın temel nedenlerinden birisi, kişinin ilgi ve yetenek alanına bakılmaksızın bireylerin herhangi bir eğitim programına dahil edilmesidir. Eğitim programlarını da incelediğimizde öğretim etkinliklerinin ezbere dayalı olarak belirlendiğini görmekteyiz. Bu açıdan yaratıcılık ve yaratıcı bir eğitim toplumsal gelişme açısından çok önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü toplumun ilerlemesi farklı beyinlerden çıkan, yaratıcı, özgün ürünler sayesinde olur. Bu farklı düşünceleri üretecek olanlar da yaratıcı bireylerdir. Yaratıcı bireylerin de, ancak yaratıcı eğitim programlarından yetişerek bu düzeye geleceği unutulmamalıdır.

Okulda çocukların yaratıcılığı desteklenirse ya da gelişmesine yönelik fırsatlar sağlanırsa, ortaya koydukları düşünce ve fikirlerin değerli olduğu hissettirilirse çocuk daha üretken olur, zamanla kimliğini keşfeder, kendisini daha iyi ifade ederek yaratıcı düşünceyi geliştirmeye doğru ilerleme olanağını bulur. Öğretim etkinlikleri yaratıcı etkinliklerle donanırsa öğrenciler sorgulamayı, araştırmayı ve keşfetmeyi öğrenirler. Oysa ki ezbercilik, sorgulamamayı, olduğu gibi kabul etmeyi esas alır.

Özellikle 2000’li yıllara girerken kendisini ifade etmeye daha çok gereksinim duyacak olan “yapamam” yerine “Ne yapabilirim?”, “Nasıl yapabilirim?” sorularının peşine düşen meraklı, heyecanlı, özgür düşünen yaratıcı bireylerin yetişmesi eğitimin ana hedefleri arasındadır.

YARATICILIK

Yaratıcılık, problemlerin ya da bilgideki boşlukların hissedilmesi, düşünce ya da hipotezlerin oluşturulması, hipotezlerin sınanması, geliştirilmesi ve verilerin iletilmesidir. (Torrance, 1995).

Engle ve Snellgrove (1979, 206), yaratıcı kişileri aşağıdaki gibi tanımlamaktadır.

” Problemlere yeni çözümler ya da sanatı ifade etmek için yeni yöntemler bulmaya çalışma mücadelesini vermektedirler. Böylece hedeflere varmak için yeni ve daha iyi yöntemler bulmaya çalışmaktadırlar. Düşünceleri ile toplum veya en az kendileri için yeni bir şey ortaya koymaktadırlar.”

Morgan’a (1986, 245-247) göre yaratıcı kişi: “yaratıcı olan ister yazar, ister bilim adamı, ister sanatçı olsun, güneşin altında yeni bir şey bulmaya çalışan kişidir.”

Mackinnon bir davranışın yaratıcı olabilmesi için şu üç koşulun yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiştir:

  1. Yeni ve benzeri olmayan özgün bir ürünü ortaya koyması
  2. Önemli amaçlara yardım eder olması
  3. Yapıcı olması

YARATICILIKLA İLGİLİ FAKTÖRLER

Yaratıcılık ve Zeka:

Yaratıcılık ve zeka kavramları çoğu kez karıştırılır. Oysa bu iki kavram birbirinden farklıdır. Çoğu yaratıcı insan zekidir ancak her zeki insanın yaratıcı olmadığı saptanmıştır.

Okul çağı çocukları üzerinde yapılan bir araştırma şu sonuçları vermiştir. (Gage ve Berliner,1984)

  • Yaratıcılıkları ve zekaları yüksek olan çocuklar hem çocuk hem de büyük gibi davranabilmektedirler.
  • Yaratıcılığı yüksek olan zekası fazla yüksek olmayan çocuklar okulla çelişkiye düşmektedirler, kendilerini yetersiz ve değersiz görmektedirler. Bu çocuklar en büyük ürünlerini baskının olmadığı ortamlarda göstermektedirler.
  • Yaratıcılıkları düşük zekaları yüksek olan öğrenciler okula adanmışlardır. Geleneksel akademik yeterlilik için çabalarlar ve başarısız olunca çok acı çekerler.
  • Yaratıcılıkları ve zekaları düşük olan çocuklar okula uyum sağlamada güçlük çekmekte, çoğu zaman kargaşa içine düşmektedirler.

Yaratıcılık ve Yaş

Çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemleri ile karşılaştırıldığında tecrübesizlik ve saflığı yansıtır. Bunun yanında çocukta çok derin bir hayal gücü bulunmaktadır. Saflık ve hayal gücü yaratıcılığı olumlu yönde etkiler. Yaş ilerledikçe tecrübe artar. Bu tecrübeler özellikle yaratıcı düşünme teknikleri ile ilgiliyse yaratıcılığı olumlu yönde etkileyebilir. (Rıza,1999)

Yaratıcılıkta hayal gücü büyük önem taşımaktadır. Çocuklar büyük hayal gücüne sahip olduklarından dolayı çocukluk döneminde yaratıcılıkları daha fazla ortaya çıkmaktadır.

Yaratıcılık ve Cinsiyet

Yaratıcılık ve cinsiyet arasında bir farklılık gözlenmemesi daha mantıklıdır. Ancak bazı araştırma sonuçları kızlar lehinedir. Özel yeteneklerle ilgili araştırma sonuçları, dil yeteneğinde kızlar lehine, sayısalda da erkekler lehine sonuçlar ortaya koymaktadır. Yaratıcılık testlerinde de dil önemli bir rol oynadığından sonucun kızlar lehine olması kabullenilir. (Rıza, 1999)

Ömeroğlu’nun (1986) araştırmasında zeka ile yaratıcılık arasındaki ilişkiyi cinsiyetin etkilemediği savunulmuştur.

Yaratıcılık ve Aile

Yaratıcılığın ilk adımları ailede atılmaktadır. Ailede yaratıcılık için en etkili ortam güvenli, rahat ve demokratik ortamlardır. Çocuğun kendisini daha rahat özgür bir ortamda hissetmesi yaratıcılığının gelişmesinde önemli bir faktördür. Bu çocuğa özgüven kazandırmaktadır.

Ailenin çocuğa karşı eleştirel, baskıcı tutumları yaratıcılığı engelleyici bir durumdur. Ailede çocuğun duygularının ifade edilmesine olanak verilmesi, ona sorumluluklar verilmesi, kabul edilmesi yaratıcılık açısından büyük önem taşımaktadır. (Rıza, 1999)

Yaratıcılık ve Okul

En iyi sonuçlar okul ve ailenin birbirini tamamlaması ile gerçekleşir. Bu anlamda aile için söylenenler okul için de geçerlidir.

Okuldaki olumsuz durumlar, yaratıcılığı bir çok açıdan engellemektedir. Bunların başında bireysel farklılıkların önemsenmemesi, bütün çocukların aynı program kalıbına sokulması ve bu kalıptan dışarıya çıkılmamasıdır. Özellikle kalabalık sınıflar, yoğun, ezberci eğitim programları, katı disiplin anlayışı ve sınavlar  yaratıcılığı engelleyici başlıca faktördür. (Rıza,1999)

Yaratıcılık Eğitim, Öğretim ve Öğrenme

De Bono (1993) yaratıcı düşünme becerilerinin doğrudan ve bağımsız bir şekilde öğrenilmesini vurgulamaktadır. Yaratıcı düşünme becerilerinin öğrenemeyen zeki kişinin, bu becerileri öğrenen daha az zeki bir kişiden daha az yaratıcı olabildiğini yazmaktadır. Yaratıcılık daha fazla alışkanlıklara, eğitime ve beklentilere dayanmaktadır.

Yaratıcılığın Ölçülmesi

  • Yaratıcılık testlerinin bir kısmında eksik resimler kullanılmış, yanıtlayacaklardan bu eksik resmin neyin resmi olabileceğini bulmaları istenmiştir.
  • Bir başka yaklaşımda problem durumları verilmiş ve deneklerden bu problemlere çözüm getirmeleri istenmiştir. (Örnek: tavandan sarkan ve yeterince uzun olmayan iki parça ipin nasıl bağlanacağı sorulmuş)
  • Bazı yaklaşımlarda çeşitli şekillerin neyi gösterdiği sorulmuştur.

Yaratıcı İnsanın Özellikleri

Yaratıcı insanların en büyük özelliklerinden birisi yanlış yapmaktan korkmamaları, akıllarına geleni denemekten çekinmemeleridir. Çoğu zeki çocuk bu özelliği taşımadığı için ya da ortamı bulamadığı için yaratıcı olmamakta okulun geleneksel çizgileri dışına çıkmamaktadır.(Açıkgöz, 1998)

Csikszentmihalyi (1996, 36-40), yaratıcı kişilerdeki birbirine ters düşen  on kişisel özelliği vermektedir:

  1. Yaratıcı kişiler; büyük bir fiziksel enerjiye sahip olmakla beraber çoğunlukla sakin ve rahattırlar.
  2. Zeka düzeyleri genellikle yüksektir.
  3. Eğlence ve disiplini, sorumluluk ile sorumsuzluğu iç içe yaşamaktadırlar.
  4. Hayalle gerçeği bir arada yaşamaktadırlar.
  5. Hem içedönük hem de dışadönük özelliğe sahiptirler.
  6. Hem alçakgönüllü hem de kendini beğenmiş gibi görünürler.
  7. Karşı cinsin özelliğini taşımaktadırlar. Yaratıcı kızlar arkadaşlarına göre daha baskıcı ve katı iken; yaratıcı erkekler daha hassas ve daha az saldırganlık göstermektedirler.
  8. Hem isyankar hem de tutucu bir özellik taşırlar. Hem kültürlerini karakterize etmekte, hem de kültürlerinin ötesine gitmeye çalışmaktadırlar.
  9. Çoğunlukla çalışmalarında hırslı ve objektiftirler.
  10. Yaratıcı kişilerin açıklığı ve hassasiyeti onları acı ve ıstıraba götürmekte ise de bir taraftan da eğlendirmektedir.

 

Çocukların Yaratıcı Gelişimlerine Yardımcı Olmak

Çocuğun estetik ve yaratıcı gelişim için uzun dönemli hedef, çocukların çeşitli sanat alanlarında çalışmaları, deneyim ve kontrol kazanmalarıdır.  Ancak bu hedefin elde edilmesi birkaç yıl sürmektedir. İlk yıllarda ebeveynin ve öğretmenin çocuğa fırsatlar yaratması gereklidir.

Çocuk çevresini ve dünyasını anlayabilecek düzeyde eğitilmeli ve eğitime okulöncesi dönemde başlanmalıdır. Ancak bu eğitimin sadece okulda verildiği anlamına gelmez. Çünkü çocuklar hayal güçlerini, yaratıcılıklarını her yerde ortaya koyarlar. Çocuklar oyunlarında  hayal güçlerini kullanırlar. Çocuk oyuncak ayısıyla konuşup, çamurdan pastalar yapar. Yetişkinler ise çocuğun bu davranışlarını yaramazlık ya da hareketlilik olarak nitelendirirler. Ancak unutulmamalıdır ki yaratıcı çocuk soru sorar, hareketlidir, yerinde duramaz, yani yorucudur. Hayallerini harekete geçirmeyen çocuk ise uslu çocuklardır. Yeni fikirler, sürprizler yoktur (Taylor, 1997).

Çocukların yaratıcılıklarının gelişiminde farklı zihinsel gelişim düzeyi, ev ortamı, fiziksel koşullar ve özellikle çocukların deneyimleri etkili olmaktadır. Çocuğun deneyiminde anne, babaların tepkilerinin önemli rol oynadığı bir gerçektir. Ancak Türk kültürünün bir özelliği çocukları bir yetişkin olarak görmektir. Gerçek dünyaya bakıştaki  bireysel farklılıklar göz ardı edilmektedir. Bireysel farklılıkların önemine değer veren ve çocuğun ilk çevreye açıldığı okulöncesi eğitim kurumları, çeşitli etkinlikler yolu ile yaratıcılığın gelişmesini desteklemektedir.

Günlük Yaşamda Yaratıcılık

Çocuklar yaratıcılık konusunda yetişkinlere oranla daha açıktırlar. Çevrelerini sürekli araştırıp incelerler, bitmek bilmeyen merakla soru sorarlar. Onların yaratıcı cevaplar bulabilme ve materyalleri ya da içinde bulundukları çevrelerindeki nesneleri yaratıcı bir biçimde kullanabilme konusunda yetenekleri vardır.

Yaratıcılık orijinal düşünme, davranma, bir şeyler üretebilme, bir probleme yeni ve çok çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Yaratıcılığı gelişen çocukların düşünme potansiyelleri, bireysellikleri, yeni beceriler kazanma yönünde gelişir ve kendinden hoşnut olmayı, kendine güvenmeyi öğrenirler. Yaratıcı potansiyelin desteklenmesinde, çocuk için seçilen oyun materyallerinin uygunluğu ve çocukların bu materyalleri istedikleri şekilde kullanarak bir şeyler üretebilmeleri yönünde bağımsız olabilmeleri de çok önemlidir. Bunun için çocuğun yaşına uygun oyun materyalleri seçilmelidir. (Darıca,1999)

  • Estetik Duyarlılık

Sanat, öğrenme ve anlamayı kolaylaştırmakla birlikte, öğrenmenin zevkli ve daha kalıcı olabilmesinde özellikle de yaratıcılığın gelişmesinde önemli rol oynar. Gelişim düzeylerine uygun olarak hazırlanmış sanat çalışmalarına katılmakla elbette tüm çocuklar büyük birer sanatçı olmayacaklardır, ancak daha sonraki yaşamlarını şekillendirmede faydalanacakları estetik duyarlılığı kazanacaklardır. Unutulmaması gereken bir diğer özellik de estetik duyarlılığın yaratıcılıktan önce gelişmesidir. Gereken şekilde estetik duyarlılığı desteklenen ya da gelişimine yardımcı olunan çocuklar, yaratıcı potansiyellerini en iyi şekilde kullanma ve geliştirme yolunda uygun bilgi birikimini elde edeceklerdir. Yaratıcılık için deneyim gereklidir. Deneyimlerin çeşitliliği ise yeni ürünler oluştururken değişik kaynaklar kullanabilme açısından önem taşır. (Darıca,1999)

  • Hayal Gücü

Yaratıcılığın gelişiminde çok önemli rolü olan hayal dünyası, çocuklara kendilerini tanıyabilecekleri bir ortam sunar. Özellikle problemlere çözüm üretebilmede hayal gücünden faydalanılır. Çünkü hayal dünyasında çocuklar bir problemi sadece belirli bir yöntem kullanarak çözmek zorunda değildir. Çocuk her yönde şansını deneyebilir ve yaratıcı çözümler üretebilir. Hayal dünyasının diğer bir önemli özelliği ise bir amaca yönelik olmaması ve diğer yetişkinler tarafından kontrol edilememesidir. Çocuk herşeye kendisi hakimdir, tekrar tekrar deneme şansı vardır. Bazılarını değiştirebilir, karşısına çıkan durumları kendi yöntemlerini deneyerek çözme ya da baş etme konusunda da özgündür. (Darıca,1999)

Yaratıcılığın Geliştirilmesi

Yaratıcılık insanın başarılı olması için en önemli özelliklerdendir.  Torrance’a (1994) göre yaratıcılık, yaratıcı ortamlarda elde edilen akademik başarıyı zeka ve akademik yetenekten daha iyi yordamaktadır. Taylor’a göre, yaratıcı davranışlar yalnızca bilimsel gelişmeyi değil genelde toplumu önemli ölçüde etkiler. İnsanlardaki yaratıcı gücü tanıyan, geliştiren uluslar çok avantajlı durumlara ulaşabilirler. Bu nedenle ailede ve okulda yaratıcılığın gelişmesine olanak sağlayacak ortamların hazırlanmasına özen göstermeli ve yaratıcılığın geliştirilebileceği unutulmamalıdır. Yaratıcılık potansiyeli herkeste vardır ve istenirse geliştirilebilir, aksi halde geriler.

Çocuğun yaratıcılığını geliştirebilmek için;

  • Sınıf ortamında aşırı kısıtlayıcı ve cezalandırıcı olmak yaratıcılığı söndürür. Bu nedenle aşırı baskıcı ve engelleyici olmamak gerekir.
  • Modelin taklit edilmesi istenmemelidir.
  • Çok fazla eleştiri yapmamak gerekir.
  • Çocuk, ürünü oluşturma yönünde zorlanmamalıdır.
  • Oluşturulan ürün değersiz görülmemelidir.
  • Alay edilmemelidir.
  • Çocuğa çok fazla müdahale edilmemelidir.
  • Çocuk aşırı koruma altına alınmamalıdır.
  • Özgürce hareket edebilecekleri, aşırı müdahale ve korumanın olmadığı, yetişkinlerin belirlediği doğru ya da yanlış cevapların bulunmadığı, öğrenmeye teşvik edici, güven duymayı sağlayacak sıcak ve sevgi dolu bir öğrenme atmosferi yaratılmalıdır.
  • Çocuğun ilgi alanları saptanmalıdır.
  • Çocuğa beceri düzeyine uygun materyaller sunulmalıdır.
  • Beş duyusunu kullanarak materyalin tüm özelliklerini algılama olanağı sağlanmalıdır. (renk, şekil, koku…..gibi özellikler).
  • Çocuğun kendi başarısını fark etmesi için ödüllendirilmelidir. Oluşturulan ürün ne olursa olsun değerinin olduğunu hissettirmek gerekir.
  • Çocuktan gelebilecek olağandışı sorulara ve fikirlere saygı duyulmalıdır.
  • Araştırma, inceleme olanağının bulunduğu her durumu en iyi şekilde kullanmak ve zevk alarak katılımı desteklemek önemlidir.
  • Ailelere rehberlik edilerek okulda yapılan etkinlikler ev ortamında da sürdürülmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuk bir ürünü yaratırken, çocukla kurulacak iletişime özen gösterilmelidir. Özellikle örnekler vermemek, konu kısıtlamasına gidilmemek gerekir.

 

OKULÖNCESİ  EĞİTİM  DÖNEMİNDE YARATICILIĞI YAŞATMA  ETKİNLİKLERİ

  1. Sanatsal Etkinlikler : Yaş ve gelişim düzeylerine göre çocukların sanatsal gelişimlerini tahmin etmek mümkündür. Çocukların yaptıkları çizimler üç aşamadan geçmektedir. Bunlar; karalama dönemi, kontrollü çizim dönemi ve çizdiklerini isimlendirme dönemidir. 3 yaşındaki çocuk, bu aşamalardan geçer; 4 yaşında çevresinde gördükleri ve uygun araçlar ile becerilerini arttırır; 5 yaşından sonra ise çocuklar, büyüklerin yaptıkları çalışmalardan hoşlanmaya başlarlar ve onları örnek alırlar. Yaptıkları iş ya da konu hakkında tartışarak çalışmalarına ayrıntı katabilir ve teşviklerle yönlendirilebilirler. Yönlendirme, çocukların gayretlerinin takdir edilmesi ve objektif bir değerlendirme yapılması yoluyla sağlanabilir. Sanatsal etkinliklerden elişi etkinliği, kağıt ve boya işleri, yoğurma maddeleri ve artık malzemelerle çalışma, küçük çocuklara pek çok beceri kazandırmaktadır. Bu etkinlikler zamanla kişisel duyguları, zihinsel farklılıkları, duygusal deneyimleri etkileyerek kişiliğin gelişimine katkıda bulunmaktadır. Malzemelerin çeşitliliği, bu etkinlikleri daha da çekici kılmaktadır. (Bulut,1999)

 

  1. Müzik Etkinliği : Çocuğun erken yaşta müziğe yanıt vermesi,  onu yaratıcılığa yönlendirmede önemli bir etkendir. 3-4 yaşlarında yürüme,  el çırpma ve diğer fiziksel hareketler eşliğinde görülen bu tepkiler, zamanla 4-5 yaşlarında koordine hareketlere dönüşmektedir. Çocuklar şarkı çalışmaları, müzik dinleme çalışmaları, ses ayırt etme, ritm çalışmaları, yaratıcı hareket ve dans, müzikli dramatizasyon çalışmaları ile farklı ritm ve melodileri seslendirmekte, notaları hareket ve sembollerle öğrenebilmekte ve böylece yaratıcılıklarını çeşitli alanlarda deneme yaparak geliştirebilmektedirler. (Bulut,1999)

 

  1. Oyun Etkinliği : Oyun,  yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsan, yaşamının değişik dönemlerinde değişik amaçlarla oyun oynamaktadır. Çocuk ise dış dünyayı ilk kez oyunla tanımaktadır. Çocuk, oyun içinde duygu ve düşüncelerini, belirli temsil biçimleri sayesinde kendini daha kolay ve  yaratıcı bir biçimde ifade edebilmektedir. Bu temsil biçimlerinden dramatik oyunda çocuklar, detaylı bir dekor veya kostüm olmaksızın ve ezber olmadan duygularını ifade etme olanağı bulmaktadır. Dramatik ritm ( pandomim)’de çocuk, ritmik vücut hareketleriyle etkinlikleri ve olayları ifade etmektedir. Rol alma ile insan ilişkilerini, problemleri ya da kritik durumları, bireylerin duygularını ve değerlerini anlamaktadır. Dramatik skeçlerle belirlenmiş rolleri betimleyerek olayları ya da etkinlikleri canlandırmaktadır. Gösteriler yoluyla ise olayların düzenini betimlemektedir. Anlatılan ya da oluşturulan bir hikayeyi içlerinden geldiği gibi söz ve hareketlerle canlandıran çocuklar dramatizasyondan zevk alırlar. Ancak; tüm bu etkinliklerin yaratıcı bir şekilde kullanımı, taklit ve hayal gücünün kullanımı ile mümkündür. Bu durumda; kuklalar, evcilik köşesi, meslekler köşesi, artık materyaller çocukların gelişimine yardımcı araçlardır. (Bulut,1999)

 

  1. Hayali Öykü Oluşturma : Çocuklar kendilerine öykü okunmasından hoşlandıkları gibi  kendileri de öykü oluşturmaktan hoşlanırlar. Her çocuk hemen öykü anlatamaz. Onları bu etkinliğe alıştırmak için öncelikle öykü başlıkları bulma çalışmaları yapılmalı; daha sonra öyküler yarıda kesilerek çocuktan öyküyü tamamlaması istenmelidir. Hatta daha sonra çocukların öyküyü dramatize etmeleri yoluyla kendilerine olan güvenleri ve yaratma cesaretleri güçlenecektir. (Bulut,1999)

 

  1. Yaratıcı Drama Etkinliği : Oyun etkinliği adı altında bulunan etkinlikler, yaratıcı drama etkinliklerine hazırlayıcı etkinliklerdir. Dramada çocuk, oyun ve kendiliğindenlik ile ilk elden deneyim kazanmaktadır. Bu etkinlikte; çok daha fazla duyu organına hitap edildiğinden,  olay ve durumlar daha kolay anlaşılmakta, birey kendini ve başkasını daha iyi anlamayı, hoşgörüyü, dayanışmayı, toplumsallaşmayı, ana dilini daha iyi kullanmayı, soyutları somutlaştırmayı ve etkili öğrenmeyi sağlamaktadır. Ayrıca dramanın diğer etkinlikleri birbirine bağlayıcı özelliği,  yaratıcılığı arttırmaktadır. (Üstündağ,1996)

Sanatsal etkinliklere, müzik etkinliğine, oyun etkinliğine, hayali öykü oluşturma ve yaratıcı darama etkinliklerine okul ortamında yer verilmesi, öğretmen ve anne-babaların bu konudaki tutumları da yaratıcılığın gelişmesinde önemlidir.

ÖNERİLER

  • Okulda, okul dışında, iş yaşamında, yani yaşamın her aşamasında ve yerinde yaratıcı olmanın yolları aranmalıdır. Öğretmenlere tekniklerle ilgili hem hizmet öncesi hem de hizmet içi eğitim verilmelidir. Bu teknikler de sürekli olarak değişim, gelişim ve yeniliklere göre değiştirilmeli, günceleştirilmelidir.
  • Öğretmen, yaratıcılık için iyi bir örnek olmalıdır. Kendisi de yaratıcı biri olursa çocuklar da yaratıcılığa özendirir. Kalıplaşmış, kapalı zihniyet sahiplerinin iyi bir yaratıcı insan örneği olmaları beklenmemelidir.
  • Yaratıcılık, özgür, hoşgörülü, esnek  ve olanakların çeşitli ve geniş olduğu ortamlarda gelişir. Öğretmen, bir kaç çalışmayla “sen yaratıcı değilsin” damgasını çocuğa yapıştırmamalıdır. Bu tip bir hitap çocukta, yaptıklarına dolayısıyla kendine güven duymamasına yol açar, çocuk kendini beceriksiz görebilir. Aksine sabırlı ve destekleyici olmalı, öğrencinin çabasını görmeli ve onlara güvendiğimizi belli etmeliyiz.
  • Öğrencilerde gelen alışılmamış, olağan dışı sorulardan ve düşüncelerden sakınılmamalı, onlarla alay edilmemeli; aksine bu sorulara ve düşüncelere saygı duyulmalıdır. Düşünceler değerlendirilmelidir. Öğrencilerin yazdıkları ve söyledikleriyle ilgilenilmelidir. Çocuk bir şey söylediğinde “hayır, öyle şey olur mu hiç, ne saçma şey”deyip çocuk susturulmamalıdır; aksine söyledikleri değerlendirilmeli ve çocuğa yazdıklarının ve söylediklerinin değerli olduğu gösterilmeli , hissettirilmelidir.
  • Öğrencilerin zihinsel etkinliklerine, derslerini sevebilmelerine ve öğretmenlerine yönelik olumlu tutum sahibi olmalarına ve uygulama çalışmalarına önem verilmelidir.
  • Öğrencilerin öz güvenlerini sağlamak ve geliştirmek için her çeşit çalışma yapılmalıdır.
  • Ders programlarına son zamanlarda konulan serbest etkinlik saatleri, yaratıcılık çalışmalarıyla değerlendirilmelidir.

 

KAYNAKÇA

 

Açıkgöz, Kamile, Ün       Etkili Öğrenme  ve Öğretme, DEÜ, Buca Eğitim Fakültesi, İzmir, 1998.

Bulut, Şenay.                   Çocukların Yaratıcı Gelişimlerine Yardımcı Olmak, Yaşadıkça Eğitim Dergisi, Sayı: 68, 1999.

Csikszentmihalyi, M       The Creative personality, Psychology Today, 29(4), 36-40, 1996.

Darıca, Nilüfer.                On Beş Adımda Yaratıcı Çocuklar Yetiştirebilirsiniz, Okul ve Aile Dergisi 1999.

De Bono, E,                      Serious Creativity: Using the Power of Lateral Thinking to Create New İdeas, London, 1993.

Eğitmen, Aynur               Yaratıcı Dramanın Bir Öğesi: Lider, Yaşadıkça Eğitim Dergisi, Sayı:61, 1999.

Engle, T. L. and Snellgrove Psychology: Its Principles and Applications, New York, 1979.

Gage. N.L. ve Berliner D.C Educational Psyhology. Boston: Houghton Mifflin, 1984

Glazer, Joan.                    Litarature For Young Children, Second edition, New Jersey Prentice Hall, Englewood Cliffs, 1986.

Ömeroğlu, Esra.               Yaratıcı Drama Eğitiminin  İngiltere’de Okul Öncesi Eğitiminde Kullanılmasıyla İlgili Bir İnceleme. YA-PA 7. Okul Öncesi Eğitim ve Yaygınlaştırılması Semineri, Eskişehir, 1991.

Rıza, Enver Tahir.           Yaratıcılığı Geliştirme Teknikleri, DEÜ, Buca Eğitim Fakültesi, İzmir, 1999.

Taylor, Marjorie,             Role of Creative Control and Culture in Children Fantsy-Reality Judgments, Child Development, 1997.

Torrance, E.P.                  Why to Fly? A Philosophy of Creativity, New Jersey, Norwood: Ablex, 1995.

Üstündağ, Tülay.             Yaratıcı Dramanın Üç Boyutu, Yaşadıkça Eğitim Dergisi, Sayı 49, 1996.