Gençlerde Alkol ve Sigara Kullanımı

GENÇLERDE ALKOL VE SİGARA KULLANIMI

Dünyada güvenilir istatistiğe sahip olduğuna inanılan yirmi altı ülkede, yirmi altı yıl arayla, 1956 ve 1976’da karşılaştırmalı araştırmalar yapılmış ve gençlerdeki alkol kullanımında yirmi iki ülkede %50’ye varan oranda artış bulunmuştur, dört ülkede ise oranlar üç kat artmıştır. Fransa 1950’de en yüksek oranda alkol kullanan ülke olmasına ve yine listenin en başında yer almasına rağmen düşüş gösteren tek ülkedir. (Oppenheimer E,1982)

Gençlerde alkol kullanımının gelişmekte olan ülkelerde fazla olduğu düşünülse de Türkiye’de yapılan çalışmalar kesin bir netlik göstermemektedir.

Gençler Neden Alkol Kullanıyorlar?

Genelde alkolün kişiyi günlük sıkıntılardan ve dertlerden kurtardığı inancı yaygındır. Gerçekte stresin ortadan kalkması önemli değildir. Önemli olan inançtır. Birey alkolün stresi ortadan kaldıracağına inanıyorsa, stresli zamanlarda içkiye sarılır. Gerçekte içkinin stresi ortadan kaldırıp kaldırmayacağı önemli değildir.

Çocuklukların davranış bozukluğu gösteren, dürtülerini dizginlemekte güçlük çeken gençler içinde alkolizme yönelen çoktur.  Gerçekten alkolikler arasında kişilik bozukluklarına, anti-sosyal kişilikler arasında da alkolizme çok sık rastlanır.  Alkol benlik saygısı düşük ya da depresyon içinde bulunan bireyi bir süre yatıştırabilir. Ancak temelde yatan sorunlar çözümlenemediği için kişi alkolün miktarını arttırarak dengede kalmaya çalışır.

Aşırı içkinin en büyük yıkımı  aile yaşamında olur eşler arasındaki ilişkiler bozulur, tartışmalar, kavgalar, ağır suçlamalar, evden kovmalar birbirini izler. Dayak, aşağılama bibi durumlar da evdeki mutluluk ve güven ortamını zedeler. Bundan en çok etkilenenler de çocuklar olur. Sürekli kaygılı ve tedirgin olurlar. Babaya karşı acıma duygusuna karşılık öfke beslerler. Böyle ortamlarda büyüyen çocukların alkole yönelmeleri ya da çeşitli davranış bozuklukları göstermeleri olası bir durumdur. İleride genç olduklarında bu bireyler karşılaştıkları sorunları çözmede tıpkı anne ve babaları gibi alkole başvuracaklardır. (Yörükoğlu, A. 1996)

Gençlerin alkol kullanımı çeşitli etkenlerin bir araya getirilmesiyle açıklanabilir. Sosyo-kültürel çevre ve bu çevreyle ilişkilerinden kaynaklanan etmenler, kişinin biyolojik yapısı ve kendi kişilik özellikleri gibi… Çeşitli uzmanlar bu özelliklerden birinin ya da daha fazlasının  ağır bastığını ifade etseler de ergenlik döneminde kişiler arası faktörler çok önemli bulunmuştur. (Kandel D.B, 1983). Alkol kullanımında genç oranının fazla olmasına rağmen yüksek dozda kullanan genç oranının düşük olduğu, bunların da anne ve babalarının alkolik olanlar arasında toplandığı çeşitli araştırmalarca kanıtlanmıştır( Moser J, 1983).

Lise öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada gençlerin yüzde doksanının alkol kullandığı saptanmıştır. Ancak bunların hiç birisi alkolik değildir.

On üç yaşından küçük çocukların alkol kullanmalarına ilişkin yapılan araştırmalarda bu çocuklarda alkol kullanma nedeninin ciddi depresyon, ailelerinde de alkolizm ve depresyon bulunmuştur. Bu alkolizm durumunu etkili bir depresyon tedavisi ile düzelme göstermiştir. Bu anlamda eğer alkolizm durumu erken yaşlarda başlıyorsa çocuklarda depresif türde ruhsal hastalıkların araştırılması gerekmektedir.(Famularo R. 1983)

Kısaca alkolik olan ya da çok içki içen ana babaların, çocuklarının da ileride alkolik olduğu ya da ciddi ruhsal ve sosyal sorunlar için büyük bir risk grubunu oluşturduğu söz konusudur. Özellikle alkol kullanımı büyük sosyal ve ekonomik değişim gösteren ülkelerde artmaktadır.(Sanders J.M. 1985)

Alkolün Birey Üzerindeki Etkileri

Kaygı durumları ve yaşamın sürekli zorlamalarını alkol yoluyla geçiştirme çabaları, kişilik düzeninin giderek bozulmasına neden olur. Ahlaki değerlerde ve zihinsel işlevlerde bir düşüş görülür. Dikkat toplama, bellek ve yargılama yeteneklerinde bozulmalar olur.(Garter ve Parsona, 1971).

Alkolik kişiler üzerinde yapılan psikiyatrik gözlemler sonucunda$bireylerde şu beş özellik gözlenmiştir.(Jallinek, 1952)

  • Alkol bağımlısı kişilerde, diğer insanlarla gerçek, duygusal ilişki kurma güçlüğü, ben merkezcilik, olgunlaşmamış ve içe yönelik düşünce biçimleri oluşur.
  • Alkole bağımlı kişiler sürekli depresyondadır, temelde yaşanan umutsuzluk, yalnızlık,değersizlik ve keder duygularını yüzeysel bir neşe ile yadsımaya çalışırlar.
  • Alkole bağımlı kişiler çevrelerine de aşırı bağımlıdırlar. Ancak gerçek anlamda duygusal bağlar kuramazlar ve ilişkileri bağımlılık eğilimlerinin yarattığı zorunluluktan gelir. Temelde edilgin bir kişilik yapısına sahip olan bu kişilerden bazılarıyla yüz yüze gelindiğinde canlı, etkin ve saldırgan davranışlar göstererek, edilgin yönlerini ödünlemeye çalışırlar.
  • Alkol bağımlısı insanlar çoğunlukla cinsel yönden olgunlaşmamış insanlardır ve özellikle erkeklik rolü ile özdeşleşiminde ciddi bir eksiklik söz konusudur. Bir çoğu edilgin-dişi rolüyle özdeşleşmeye karşı tepki geliştirirse de başarılı olamaz ve karşı cinse ilginin azalmasından eşcinselliğe kadar değişebilen davranışlar gösterirler.

Coleman’a göre yerleşmek üzere olan alkolizmin ilk uyarıcı belirtileri şöyle özetlenebilir.(1972)

  • Her gün alınan alkol miktarının aylar boyunca giderek artması.
  • Alkol etkisi altında taşkın davranışlar gösterme ve ertesi sabah duyulan suçluluk.
  • Bir gece önce neler yapmış olduğunu hatırlayamama.
  • Sabahları da alkol alma.

Aşırı derecede kabul edici ve hoşgörülü olan anne babaların çocuklarının da gelecekte alkol kullanmaları olasıdır. Bu tarz anne baba tutumları içinde yetişen çocuklar sonraki yaşamlarında engellere karşı düş kırıklığı ve öfke geliştirir.  Kızgınlık dürtülerini yarattığı suçluluk duygusu ve çevredekilerinin sevgisini sürdürebilme zorunluluğu, bu dürtülerin kişinin kendi üzerinde mazoşist biçimde çevrilmesine neden olur. Bu durum duyguların dışa vurulmasını yine engellediğinden, aynı döngü yinelenir ve böylece sürer gider. Sürekli olarak biriken öfke ve düş kırıklığı duyguları ise alkol yardımıyla bastırılır, yumuşatılır.

Davranışçı psikoloji kuramına göre alkol tutkusu koşullanma sonucu oluşur.

Kaygı – ALKOL – Kaygının giderilmesi

Bu örüntü tekrarlı uygulamalar sonucu öğrenilir.

İnsanlar günlük yaşam içerisinde alkol, sigara, gibi maddelere tutkunluk geliştirebiliyorlar. Türkiye’de bu tutkunluğun en yaygın olanı sigara, çay ve kahve tiryakiliğidir.

Son zamanlarda sigara içme üzerinde yapılan çalışmalar, araştırmalar sigara içme ile ciğer kanseri ve diğer önemli bedensel hastalılar arasındaki ilişkiyi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde gösterdiğinden bu konuya da oldukça önem veriliyor.

GENÇLERDE ALKOL KULLANIMINI ÖNLEMEK İÇİN  ÖNERİLER:

  • Risk altındaki kişilerin saptanması ve korunması:

Risk altıdaki kişiler:

  • Ailesinde (özellikle anne ve babasında) alkolik olanlar.
  • Yıkılmış ya da dağılmış ailelerden gelenler.
  • Kültürel yoksunluk çeken ailelerden gelenler.
  • Ruhsal ve cinsel gelişimlerini başarılı bir biçimde geçirmeden ergenlik dönemine girenler.
  • Önemli ve sürekli ruhsal sorun ve hastalığı olanlar.
  • Değişik toplumsal zor altında kalan ve bu duruma uyum sağlayamayan kişiler.
  • Alkole karşı dayanıklı direnci fazla olan kişiler.
  • Toplumun aydınlatılması:

Alkolün kişi ve toplum üzerinde yarattığı olumsuz etkiler, abartısız ve gerçekçi bir biçimde kitle iletişim araçlarıyla halka duyurulabilir. Okullarda ve işyerlerinde çeşitli seminerler ve konferanslar düzenlenmelidir. Alkol içmeyi özendiren televizyon ve radyo yayınları yayın dışı bırakılmalıdır.

Bunların dışında alkol kolay alınıp satılmamalıdır. Buna ilişkin denetimler sıklaştırılmalıdır, yasal sınırlamalar getirilebilir ya da arttırılabilir. Alkollü içkilerden daha yüksek vergi alınabilir. (Ünal, M, 1982)

ALKOLDEN KURTULMAK İÇİN PRATİK YÖNTEMLER:

Her şeyden önce alkolü bırakmaya istekli olmak gerekir. Ayrıca kişi alkolü bırakmak için bu gücü kendisinde bulabilmelidir.

Bireysel olarak şu tekniklerden yararlanarak alkolden kurtulabilirsiniz:

  • Bir günlük tutunuz.

Nerede, ne zaman, hangi koşullarda içiyorsunuz?
İçince kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
İçme nedeninizi saptadığınız zaman yaşamınızı yeniden düzenlemeye ve sizi aşırı içkiye iten nedenleri azaltmaya başlayacaksınız.

  • Kendinizi bir düzene koyunuz.

Çoğu kez bir susuzluk hissettiğiniz ya da alkolü yanı başınızda gördüğünüz zaman içersiniz. O halde yanınızda alkol bulundurmamaya ve onun yerine alkollü olmayan içecekler (maden suyu, meyve suyu…) almaya çalışınız.

  • Alkol alan arkadaşlarınızdan ve ortamdan uzaklaşınız.
  • Bir sorunla karşılaştığınızda onu değişik yollarla çözümlemeye çalışınız. Gerekirse birinin yardımını isteyiniz. Bu mücadeleyi bırakmayınız. Sorunlarınızdan alkol içerek kurtulmak olası değildir. Bu güçsüzlüğün ifadesidir. Ancak sorunların derinine inerek soruna çözüm bulunabilir. Alkol kişiyi bir süre sorunlardan uzaklaştırır. Sadece alkol sizi kendisine esir eder.
  • Eğer alkol sizi yönetmeye kalkmışsa ve yardıma gereksinim hissediyorsanız hemen bir hekime başvurarak size önerilen tedaviyi uygulamalısınız.

UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI

Son yıllarda gelişmiş ülke gençlerinin  en önemli sorunları gerçekten uyuşturucu madde ve ilaç bağımlılığı mıdır?

Batı kaynaklı gazete ve dergiler 1960’lı yıllardan beri dünyadaki belirgin değişikliklere bağlı olarak uyuşturucu madde kullanımının adeta gençlik  kültürünün bir parçası haline geldiğini söylerler.(Weiner, I.B, 1982)

Madde kullanımı konusu zaman zaman tıp doktorları için bile kavram karmaşasına yol açmaktadır. Bu nedenle konuyu gençlere ve ana babalara anlamlı ipuçları verebilmesi amacıyla şu üç temel kavramın anlaşılması gerekir:
(Köknel Ö,1989)

Kötü ilaç kullanımı: Gereksiz ilaç kullanmak demektir. İlacın tedavi amaçları dışında kullanılmasıdır. Bu bütün ilaçlar için  sözkonusu olabilir. özellikle antibiyotik, vitamin ve bazı rahatlatıcı ilaçlar gibi. Psikotrop denilen sakinleştirici ilaç ve maddelerin tedavi amaç dışında rastgele alınması bağımlılık riskini yükselten kötü ilaç kullanımı olarak üzerinde ayrıca durulması gereken bir noktadır.

Alışkanlık: Ruhsal bağımlılık olarak da adlandırılır. Bir ilacın ya da maddelerin yarattığı ruhsal etkiyi yeniden yaşamak için kişinin aşırı ve güçlü bir istek ve eğilim duyması demektir. Kahve, kola, sigara ve zaman zaman alınan alkol, rahatlatıcı maddeler gibi, ruhsal bağımlılık denilen durumda, kişi bu maddeleri almak için güçlü bir istek duyar.  Ancak alamadığı zaman bir krize girmez, yani vücutta yoksunluk belirtileri ortaya çıkmaz.  Kişinin bu maddenin miktarını da giderek arttırması gerekmeyebilir.

Oysa tutkunluk adı verilen fizik bağımlılık durumunda: kişi kullandığı ya da aldığı maddeyi sürekli çoğaltmak zorundadır. Yani vücutta bir direnç artışı sözkonusudur.  Merkezi sinir sisteminde o madde ve ilaca karşı bir uyum gelişmiştir. Beynin ve tüm sinir sistemi hücrelerinin işlevlerini sürdürebilmesi için artık o madde gereklidir. Mu madde ya da ilacın azaltılması veya alınması halinde bedensel ve ruhsal belirtiler ortaya çıkar. Yoksunluk belirtileri bu kriz durumunun şiddeti fiziksel bağımlılığın kuvvetiyle doğru orantılı olarak artar.

Uyuşturucu Madde Kullanımının Nedenleri

Ülkemizde arkadaşlar arasında sigara alışkanlığı nasıl başlıyorsa  örneğin ABD’de marihuana (esrar) alışkanlığı da öyle başlıyor. Herkesin sırayla esrar çektiği bir toplantıda, sırası gelince esrarlı sigaradan bir nefes çekmemek güçlü bir kişilik gerektirir. Aslında esrar olsun, alkol olsun  kişiye yalancı bir güven duygusu veren maddeler gençlik çağı ruhsal durumuna bir çok nedenle uygun düşmektedir. Önce yetersizlik duygusunu, kaygıları ve çekingenliği ortadan kaldırmaktadır.  Sonra da kabadayılık, efelik ve gösteriş gibi davranışlarla erişkin olduğunu kanıtlamaya yaramaktadır. Bu nedenle en uyumsuz ve en sorunlu gençlerin içmeyi aşırıya götürmelerine şaşmamak gerekir.  Alkol ya da uyuşturucu maddelerin yardımıyla benlik saygılarını bir süre ayakta tutabilmektedirler. Okulda başarısız olan, sürekli itilen, dışlanan,ailelerinde ciddi problemler yaşayan bireyler alkol ve uyuşturucuya yatkın  olanlardır.(Yörükoğlu,A 1996)

Alınan madde ister uyuşturucu olsun isterse uyarıcı olsun sonunda kişide ruhsal çöküntü yaratır.

Bir insanı uyuşturucuya bağımlı kılan nedenler alkol bağımlılığında sayılan nedenlerin aynısıdır. Çok çeşitli nedenlerle kişi alkole ve uyuşturucuya yönelmektedir.

ABD’ de yapılan çeşitli araştırmalarda ilaç ve madde alımında farklı dönemlerin tabloya egemen olduğu gösterilmiştir. İlk dönem gençleri için genelde sigara ve alkoldür. Gençlerin çoğu bu maddelere geniş anlamda topluma uyumu kolaylaştırmak amacıyla başlarlar. İkinci dönem ise marihuana (esrar) kullanımıdır.  Bu da arkadaş grubunun etkisiyle oluşur. Çok az sayıda çocuk ya da genç ilk adım olarak uyuşturucuya başlamışlardır.

Yayınlarda en alt yaş sınırı dokuz olarak görülmektedir. Bu yaşlardaki çocukların yapıştırıcı maddeleri ve boyaları koklamalarıyla alıştıkları bildirilmektedir. Yapılan araştırmalar uyuşturucu madde kullanımının 18-25 yaş grubunda en üst noktaya ulaştığını , bu yaşlardan sonra belirgin bir düşüş gösterdiğini ortaya koymuştur.  (Ekşi, A !990)
Uyuşturucu veya Uyarıcı Kullanmaya Başlayan Genci Nasıl Tanıyabiliriz?

Bazı belirtiler iyice izlenip değerlendirilmişse bu kullanma bağımlılığa dönüşmeden gence yardımcı olunabilir. Köknel’e göre genel belirtiler şunlardır:

  • Birden ortaya çıkan davranış değişikliği
  • Zaman zaman aşırı sinirlilik
  • Ağızda kuruluk, salyada azalma.
  • Konuşmada güçlük, peltek konuşma.
  • Yürümede dengesizlik, ellerde titreme.
  • Terleme.
  • Uyuklama, dalgınlık
  • Halsizlik, yorgunluk.
  • Alışılmış arkadaş çevresi dışında yeni arkadaşlar edinme.
  • Çevre değiştirme.
  • Sorumluluklardan kaçma
  • Aşırı para harcama biçiminde sıralanabilir.

Zahit HARMANLI

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
Buca Eğitim Fakültesi
Eğitim Bilimleri Bölümü