Bir Grup Gencin Geleceğe Yönelik Umutsuzluk, Depresyon ve Başaçıkma Özelliklerinin Sanatla Terapi Yöntemiyle İyileştirilmesi

Bir Grup Gencin Geleceğe Yönelik Umutsuzluk, Depresyon ve Başaçıkma Özelliklerinin Sanatla Terapi Yöntemiyle İyileştirilmesi

ÖZET

İnsanın yaratıcı güçlerinin ortaya çıkarılması, bir bakıma yaşamın anlam kazanmasıdır. Bu da bireyin estetik eğitimiyle sağlanabilir. Resim, müzik, tiyatro, dans, sinema, edebiyat estetik eğitimin uygulama alanlarındandır. Amaç estetik eğitimin uygulama alanlarını psikolojik danışma uygulamalarına taşımaktır. Bu doğrultuda bir grup üniversite sınavına hazırlanan gencin geleceğe ilişkin umutsuzluk düzeyleri ve başaçıkma özelliklerinin müzik, resim, tiyatro, edebiyat ve diğer sanat öğeleri bir araç olarak kullanılarak art terapi yöntemiyle iyileşme süreci incelenmiştir

Grup üyelerinin geleceğe ilişkin umutsuzluk, depresyon ve başaçıkma özellikleri terapi öncesi ve terapi sonrası karşılaştırılmış ve çeşitli istatistikler yapılmıştır. Terapi sürecinde müzik, resim, dans, sinema, tiyatro ve edebiyat öğeleri kullanılarak sanatın dışavurumcu yönünden yararlanılmıştır.

Çalışma  17-18 yaş arasında değişen 10 danışanla 12 oturumdan oluşmaktadır. Bu çalışmada danışanların yaşam doyumlarını incelemek üzere Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin  tarafından geliştirilen yaşam doyumu ölçeği umut/umutsuzluk düzeylerini incelemek üzere Beck tarafından geliştirilen Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ); depresyon düzeylerini incelemek üzere yine Beck tarafından geliştirilen Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ); başaçıkma stratejilerini incelemek üzere ise Amirkhan tarafından geliştirilen Başaçıkma Stratejileri Ölçeği uygulanmıştır.

Bu çalışmadan elde edilen en önemli sonuç art terapisi ile çalışılan grupta sanatın dışa vurumcu gücünden yararlanarak danışanların farkındalıklarının artmasıyla birlikte yaşam doyumu, umut, depresyon ve başaçıkma süreçlerinin olumlu yönde değişim/iyileşme sürecinin anlamlı düzeyde görülmesidir.

GİRİŞ

Psikoterapi; yaşamsal sorunların değişik kuramsal temellerden yola çıkılarak konuşma, çağrışım, imgelem, canlandırma veya sanat yöntemleri ile çözümlenmesidir. Sanat, uygulamalı psikoloji hizmetleri içinde gerek tanıma ve tanımlama, gerekse geliştirme ve değiştirme amaçlı kullanılabilir. Asıl hedef psikoloji hizmetidir. Sanat araç niteliğindedir. Psikoterapi ve sanat içten dışa bir işleyiş ile oluşurlar. Psikoterapide kullanılan yöntemler yalnızca dile dayanıyorsa imgelem, yaşantı, çağrışım ve duyguların anlatımı zordur. (terapist ve danışanın imgeleri kendilerine ilişkindir). Eylem içeren yöntemler (fenomenolojik yöntemler) çağrışım, yaşantı ve duyguların ortaya çıkışını hızlandırır.  Şimdi ve burada yaşanan ile “geçmişte olan”ın benzerlik ve ayrımını görmek kolaylaşır. Değişim hızlıdır. Psikoterapi tüm sanat alanları ile buluşturulabilir. Sanat burada psikoterapi amaçlıdır ve yalnızca bir dışavurum ve/anlatım nesnesidir. Gerek aktif gerekse pasif yöntemlerde psikoterapi hedefinin gerçekleşmesi için sanatsal eylemin şimdi ve buradaki etkilerinin tanınması ve tanımlanması, bu yaşantıların beden-zihin-heyecan düzeyindeki etkilerinin konuşulması, geçmiş yaşantılarla çağrışımsal bağlantılar varsa bunların anlatımı (psikodramatik yöntemlerle de işlenebilir), etkilenme ve bağlantılarla oluşan farkındalığın pratik yaşama aktarım ve yansımalarının konuşulması zorunludur.

Stresle sağlıklı olarak başaçıkamamak ise okulda uyum problemlerini artırabilmektedir (Printz, Shermis ve Webb, 1999).   Yine dikkat çeken diğer araştırma bulgularında ise   lise ve üniversite öğrencilerinin stresle başaçıkamamalarıyla ilgili olarak giderek artan düzeyde sorunların rapor edildiği belirlenmektedir ( Koplick ve Devito, 1986; Mayes ve Mc Conatha, 1982 ). Ergenler eğer uygun başaçıkma repertuarlarına sahip olmazlarsa depresyon ve psikolojik semptomlar geliştirebilmektedirler (Bonner ve Rich, 1990; Compas ve ark. , 1989; Wills, Vacaro ve Benson, 1995). Buna karşın öğrencilerin iyi halleri akademik başarılarını yordayan önemli bir değişkendir. Haines (1996) lise ve üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri ile akademik başarıları arasında negatif yönde bir ilişki olduğunu kaydetmektedir. Mickey ve ark. (2000) öğrencilerin duygu durumlarına ilişkin ölçümlerin akademik başarıyı yordayan en önemli değişken olduğunu vurgulamaktadırlar.

İlginç bir diğer araştırma bulgusu stresle başaçıkma programlarının uygulanması sonucu öğrencilerin kaygı düzeylerinde bir değişme oluşmadığını, ancak öğrencilerin başarı notlarını olumlu olarak etkilediğini ortaya koymaktadır (Walter, 1991). Aynı zamanda litaratürde, problemde odaklaşan başaçıkma stratejileri ile sosyal destek arama davranışına yönelmenin psikolojik olarak iyi olmayı kolaylaştırdığı, buna karşın kaçınmanın bir başaçıkma stratejisi olarak kullanılmasının stres durumlarında psikolojik risk faktörü olduğu belirtilmektedir (Bolger, 1990). Bu noktada, öğrencilerin etkin başaçıkma becerilerine sahip olması onların psikolojik olarak iyi olmalarına yardımcı olacağı gibi, okul ortamında üretken olmalarını sağlayabilir.

Bu çalışmada, üniversite sınavına hazırlanan bir grup gencin yaşam doyumu, geleceğe yönelik umut düzeyleri başaçıkma stratejilerini etkilediğine inanılan bazı değişkenler ele alınmış ve söz konusu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir.

YÖNTEM

Örneklem

Çalışma 17-18 yaş arasında değişen, 5’i erkek; 5’i kızdan oluşan 10 danışandan oluşmaktadır. Terapi sürecine katılan 12 danışan 2007-2008 öğretim yılı içerisinde üniversite sınavına hazırlanan kişilerden oluşmaktadır. Oturumlar iki haftada bir 2 saatten oluşmuştur

İşlem:

Öğrencilere, gönüllülük ilkesine bağlı kalınarak ölçekler, sırası ile aynı zaman dilimi içerisinde araştırıcılar  tarafından uygulanmıştır. Uygulama 45 dakikalık bir süre içerisinde tamamlanmıştır. Öğrencilere kendilerinin cinsiyet, sınıf, yaş, yaşamlarını en uzun süre geçirdikleri yer, ekonomik durum, anne ve babanın öğrenim durumu ve ailenin algılanan tutumu gibi değişkenlerin yer aldığı bir Kişisel Bilgi Formu(KBF), öğrencilerin yaşam doyumlarını incelemek üzere Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin tarfından geliştirilen yaşam doyumu ölçeği, umut/umutsuzluk düzeylerini incelemek üzere Beck tarafından geliştirilen Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ); depresyon düzeylerini incelemek üzere yine Beck tarafından geliştirilen Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ); başaçıkma stratejilerini incelemek üzere ise Amirkhan tarafından geliştirilen Başaçıkma Stratejileri Ölçeği uygulanmıştır. Ardından 12 oturum art-terapi yöntemi kullanılarak grupla psikolojik danışma uygulanmıştır.

Veri Toplama Araçları

Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)

Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin, (1985)  tarafından geliştirilen yedi dereceli bir likert ölçeği üzerinden değerlendirilen 5 maddelik öznel iyilik durumunu ölçen bir ölçektir. Yaşam Doyumu, ölçekler arasında en çok kullanılan bir değerlendirme aracı olup iç tutarlık katsayıları .80 ile .89 arasında değişmektedir. Faktör analizi sonuçları, bireyin yaşamına ilişkin doyumu bütün olarak değerlendiren tek bir faktör olduğunu belirlemektedir. Ölçek ile öznel iyilik hali ve yaşam doyumunu ölçen diğer ölçekler arasındaki korelasyonların .35 ile .82 arasında değiştiği belirtilmektedir (Pavot ve Diener, 1993). Ölçeğin Türkçe’ye uyarlama çalışması, Aysan tarafından yapılmıştır   Güvenirlik katsayısı .85 olarak bulunmuştur.

Beck Umutsuzluk Envanteri (BUE)

Beck Umutsuzluk Ölçeği  (BUÖ) klinik tablosu yoğun umutsuzluğu yansıtan psikopatolojik durumları araştırmak üzere Beck ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir (Beck, Weissman, Lester & Trexler, 1974). Ölçeğin geliştirilmesi sırasında bazı maddeler geleceğe yönelik tutumların ölçüldüğü bir ölçekten alınmış, diğerleri ise psikolojik yakınmalardan oluşmuştur. Ölçek G. Seber (1991) ve A. Durak (1993) tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri .85 olarak bulunmuştur. Yapılan faktör analizinde ölçekten “Gelecekle  ilgili beklentiler, duygular”, “motivasyon kaybı” ve “umut” olmak üzere üç boyut elde edilmiştir.

BUÖ’ de bireyden kendisi için uygun gelen ifadeleri “evet” uygun olmayanları ise “hayır” olarak işaretlemesi istenir. Alınan puanlar yüksek olduğunda bireydeki umutsuzluğun yüksek olduğu varsayılır.

Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ)

A.T. Beck (1961)tarafından geliştirilip N. Hisli tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştır (1980). Envanter toplam 21 maddeden oluşup  depresyonda görülen bilişsel, duygusal ve güdüsel alanlarda ortaya çıkan belirtileri ölçmektedir. Ölçekte her maddedeki “a”, “b”, “c”, “d” seçeneklerinden birinin seçilmesi ve işaretlenmesi istenir. Toplam puanın yüksek oluşu depresyon düzeyi ya da şiddetinin yüksek olduğunu gösterir. Ölçeğin güvenirlik katsayısı .86 olarak bulmuştur.

Başaçıkma Stratejileri Ölçeği (BSÖ)

Amirkhan (1994) tarafından geliştirilmiş, Aysan (1994) tarafından Türkçe’ye uyarlama ve geçerlik ,güvenirlik çalışması yapılmış bir kendini değerlendirme envanteridir. Problem Çözme, Sosyal Destek Arama ve Kaçınma olmak üzere 3 alt ölçekten oluşmaktadır. Alt ölçeklerde toplam 11’er madde bulunmakta ve alt ölçek toplam puanları 11 ile 33 arasında değişebilmektedir. Ölçekte 1-hiç, 2-biraz, 3-çok olmak üzere 3’lü likert tipi bir değerlendirme vardır. Alt ölçek toplam puanlarının yüksek olması, tanımlanan niteliğin arttığına işaret etmektedir. Ölçeğin güvenirlik katsayısı .92 olarak bulunmuştur. Benzer ölçekler geçerlik çalışmalarında, Problem Çözme alt ölçeğinin, İç Kontrol ile pozitif yönde; Kaçınma alt ölçeğinin Yaşam Doyumu ile pozitif, Depresyon düzeyi ile negatif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir.

BULGULAR VE YORUM

Araştırmada belirlenen bağımsız değişkenler gruplara ayrılmış ve bağımlı değişkenler açısından fark olup olmadığı wilcoxon testi ile sınanmıştır. Deney grubunda bulunan danışanların ön testten ve son testten aldıkları yaşam doyumu, depresyon, geleceğe yönelik umutsuzluk ve başaçıkma stratejilerine ilişkin puanları karşılaştırılmıştır.

Yaşam doyumu ölçeğinden (yüksek puanlar yaşam doyumunun olumlu yönde arttığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testten alınan puanlar ön testten alınan puanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (z=2.15; p< .05). Başka bir deyişle art terapi ile uygulanan grup terapisi sürecinde danışanların yaşam doyumu puanlarında anlamlı bir yükselme görülmektedir. Grup içindeki danışan puanlarında 8 kişide pozitif yönde; 2 kişide ise negatif yönde değişim görülmektedir.

Beck Depresyon ölçeğinden (yüksek puanlar depresyon düzeyinin arttığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testten alınan puanlar ön testten alınan puanlara göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (z=2.66; p< .05). Başka bir deyişle art terapi ile uygulanan grup terapisi sürecinde danışanların depresyon puanlarında anlamlı bir düşme görülmektedir. Yani art terapi sürecinin depresyon açısından iyileştirici olduğu önemli düzeyde görülmektedir. Grup içindeki danışan puanlarında 9 kişide pozitif yönde değişim görülürken 1 kişinin puanında herhangi bir değişim olmamıştır.

Problem Çözme alt ölçeğinden (yüksek puanlar problem çözme düzeyinin arttığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testten alınan puanlar ön testten alınan puanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (z=2.19; p< .05). Başka bir deyişle art terapi ile uygulanan grup terapisi sürecinde danışanların problem çözme özelliklerinde puanlarında anlamlı bir yükselme görülmektedir. Grup içindeki danışan puanlarında 9 kişide pozitif yönde değişim görülürken 1 kişinin puanında negatif yönde değişim görülmüştür.

Sosyal Destek Arama alt ölçeğinden (yüksek puanlar Sosyal Destek Arama düzeyinin arttığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testle ön test arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir (z=.76; p> .0.05).

Kaçınma alt ölçeğinden (yüksek puanlar kaçınma düzeyinin arttığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testle ön test arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir (z=.65;  p> .0.05).

Geleceğe Yönelik Beklenti ve Değerler alt ölçeğinden (yüksek puanlar geleceğe yönelik beklenti ve değerler düzeyinin olumsuzlaştığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testten alınan puanlar ön testten alınan puanlara göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (z=2.06; p< .05). Başka bir deyişle art terapi ile uygulanan grup terapisi sürecinde danışanların geleceğe ilişkin beklenti ve değerlerinde olumlu yönde bir farklılaşma görülmektedir. Grup içindeki danışan puanlarında 5 kişinin puanlarında düşme görülürken 5 kişinin puanı da ön test puanlarıyla eşit görülmüştür.

Motivasyon Kaybı alt ölçeğinden (yüksek puanlar motivasyon kaybı düzeyinin olumsuzlaştığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testle ön test arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir (z=.1.74;  p> .0.05).

Umut  alt ölçeğinden (yüksek puanlar umut düzeyinin olumsuzlaştığını göstermektedir) alınan puanlar incelendiğinde son testle ön test arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir (z=.74;  p> .0.05).

Sonuç olarak 10 danışanla 12 oturumda oluşan art terapi sürecinde danışanların yaşam doyumu, depresyon ve stresle başa çıkmada problem çözme düzeylerinin anlamlı derecede farklılaştığı sonucuna varılmıştır.

***Makalelerin tablolu bütün haline iletişim bilgilerimden ulaşabilirsiniz.